anime etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
anime etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

15 Kasım 2013 Cuma

the guru

 animeleri keşfetmeden önce favori çizgi dizim avatar the last airbender'di. sırf bunu izlemek için saat 6'da kalkıp tv'yi açardım. bu çizgi dizinin neden farklı olduğunu o zamanlar açıklayamazdım muhtemelen ama şimdi bunun nedeninin içerdiği anime havası olduğunu biliyorum.
 eskiden izlediğim bir şeyden neden şimdi bahsettiğime gelince; aslında bu dizi unutamadığım bir kaç bölüme sahip. bunlardan biri THE TALES OF BA SİNG SE adlı bölümü. farklı hikayelerin anlatıldığı bu bölümde Iroh'un hikayesi özellikle dikkat çekicidir.
bir diğer bölümde 2.sezon 19. bölüm olan THE GURU. aslında bu bölüm izlediğim sıralarda favorilerimden sayılmazdı. ama bugünlerde tesadüfen aklıma geldi. tesadüf sayılmaz aslında, yıllık ödevim için ingilizce dergi hazırlamam gerekiyordu. içine sıkıcı olmayan bilgiler koymaya karar verdim. ve araştırırken çakralarla , çakra açmayla ilgili haberler buldum. insanda 7 tane çakra olduğundan ve bunların farklı yerlerde bulunduğundan bahseden haberler... bunu önceden duymuştum, diye düşündüm. biraz düşününce avatar'ı hatırlayabildim. sorun şu ki izlerken bölümde bahsedilenlerin kurmaca olduğunu zannetmiştim. sonuçta o dünyada insanlar elementleri büküyor. ama o bölümü yeniden izleyince (bu arada ingilizce konuşmaları çok garip geldi) avatarı eğiten gurunun konuya kendi yorumunu da kattığını fark ettim. çakralara ateş çakrası su çakrası gibi isimler vermişti. dolayısıyla dergiye koymak için guru versiyonunu seçtim. gurunun avatara verdiği eğitimi ingilizce olarak dergideki haliyle aktarıyorum.

"You must gain balance within yourself before you can bring balance to the world."  

And the first step to gaining balance begins with opening chakras. there are seven chakras within the body, each with a purpose and each with a different blockage; an intense sensation results from the opening of them all.



The water flows through this creek, much like the energy flows through your body. chakras are pools of swirling energy in our bodies. If nothing else were around, then this creek would flow pure and clear. However, life is messy, and things tend to fall in the creek. And then The creek can't flow. But, if we open the ponds between the pools, The energy flows


There are seven chakras that go up the body. Each pool of energy has a purpose, and be can blocked by a specific kind of emotional muck. Be warned, opening the chakras is an intense experience, and once you begin the process, you can not stop until all seven are open.


First we will open the earth chakra, located at the base of the spine. It deals with survival, and is blocked by fear.  Let your greatest fears become clear to you. You may be concerned for your survival, but you must let those fears go.


Next is the Water chakra
This chakra deals with pleasure and is blocked by guilt. Now, look at all the guilt with burdens you so. What do you blame yourself for?
Look at the guilt from your past that burdens you. Let them go, or they will poison your energy. Meditate and realize that these things happened for a purpose


Next is the Fire Chakra, located at the stomach. It deals with willpower, and is blocked by shame. Recognize the biggest disappointments in yourself, and what you are ashamed of. Accept that these things happened


Now is the Air Chakra, located at the heart. It deals with love, and is blocked by grief. Lay all of your grief out in front of you. If you have lost someone close, you must realize love is a form of energy, and it swirls all around us. The love is still in your heart, and can be reborn in the shape of new love.


Next is the Sound Chakra, located at the throat. It deals with truth, and is blocked by lies. The lies we tell ourselves. You must not lie about your own nature. Accept who you are.


Now the Light Chakra, located at the forehead. It deals with insight, and is blocked by illusions. The biggest illusion of all is the illusion of separation. Things we think are separate are actually one and the same. Like the nations of the world: we are all one people, but we live as if divided.


Last is the Thought Chakra, located at the crown of the forehead. It deals with pure cosmic energy, and is blocked by earthly attachments. Meditate on what attaches you to this world. Let your emotions flow and be forgotten. You must unlock this chakra to gain your energy from the universe.

4 Nisan 2012 Çarşamba

avatar the legend of korra

avatar the last airbender'ın devamı niteliğinde, yeni başlayan bir seri 'avatar the legend of korra'. avatar'ı bilenler için çok sevindirici bir haber bu. ben de ilk avatarın fanlarından biri olarak bu yeni diziyi görünce, yine aang'i, toph'u, sokka'yı, zuko'yu ve elbette iroh'u göreceğimi düşünerek çok heyecanlanmıştım. ama dizinin ilk bölümünde eski karakterlerden görebildiğimiz sadece katara var. çünkü yeni hikaye 70 yıl sonrasını ve yeni bir avatarı içeriyor.


isminden de belli olduğu gibi yeni çizgi dizimiz, aang'den sonra gelen avatarı yani korra'yı ve onun republic city'deki maceralarını konu ediniyor. korra, mavi gözlü, kumral, su kabilesinden bir kız. ayrıca  karakter olarak da aang'den oldukça farklı. öyle ki, ''ben avatarım. buna alışsanız iyi olur.'' diyerek yaptı açılışını. henüz dizinin ilk bölümünü izledim ama gördüğüm kadarıyla korra, zamanla daha sempatik gelebilecek bir karakter ve açıkçası aang'e benzetmeye çalışmamaları iyi olmuş.
gelgelelim republic city'e. burası aang'in hükümdarlığı döneminde gelişmiş, 4 ulusu birleştiren oldukça modern bir şehir. her tarafı gökdelenlerle dolu, caddelerinde arabalar vs.. alışıldık avatar atmosferinin dışında yani. bu yeni görünümüyle eski mistik özelliklerini, çöl ve toprak rengini özletecek gibi görünüyor.
 açıkçası avatarda en sevdiğimiz şeylerden biri olan o mistik havasının ve doğayla bütünleşen felsefesinin yerine sırf 70 yıl geçti süsü vermek için gökdelenler ve teknolojik şeyler koymalarına inanamıyorum. tamam 70 yıl süren bir gelişim sürecinin ardından bir şeylerin değişmesi beklenir ama bu değişim avatar evreni söz konusuysa teknolojide olmak zorunda değildir. sadece avatarda değil, fantastik bir dünya ya da paralel bir evren varsa ortada, o evrende, dünyada'ki teknolojiye karşılık gelen her neyse o kullanılmalı. avatar için bu bükme yeteneğidir. ve avatarda modernleşme demek de bükmenin geliştirilmesi olmalıdır. mesela toph'un eğittiği metal bükebilen polisler... akıllıca olmuş gerçekten. ama aynı adamların uçağa bindiğini görmek de istemiyorum. bir evren için bu kadarı fazla. ha bu demek değildir ki teknoloji hiç bir fantazi de olmasın. olabilir tabii ama fma'daki gibi bir ayrım yapılacaksa.. fma'da edward başka bir dünyaya gider ve burada simya kullanılmadığını onun yerine teknoloji olduğunu görür ve yeni hayalini uzaya çıkmak olarak değiştirir. başka bir örnek zero no tsukaima'da büyülerin hakim olduğu bir dünyaya düşen normal bir çocuk vardır. büyü yapamaz doğal olarak ancak kendi dünyasından gelen uçakları ve silahları kullanabilir. baktığımızda bir denge olduğunu görebiliyoruz. ilk avatarda da bu denge vardı elbette üstelik çok ince detaylarlar da vardı bu konuda. mesela toph toprak bükerek uzun mesafeler kat edebiliyordu. aang hava bükerek uçabiliyordu. appa bile hava bükerek nasıl oluyorsa uçabiliyordu. yani bütün yan avantajlarını geçsen bile tek başına 4 elementi bükme fikri, büyü, simya vb. alternatiflerine göre çok daha orjinal bir fikir. yeterince özendirici..
  aslında yeni karakterler hakkında yazmak istiyordum. aang ve katara'nın torunları ve belki ilerde zuko ve sokkanın torunlarını da görme ihtimali hakkında. ama onun yerine bir resim daha açıklayıcı olur şimdilik. işte yeni jenerasyon:



20 Mart 2012 Salı

animeler

dün televizyonda, önceden olduğunu hiç bilmediğim bir kanala denk geldim. animez adında bir kanal. akşam 9'dan sonra naruto bleach fma d-gray man gibi shounen animeler yayınlıyor. en iyi yanı ise altyazılı olması. bu kanal ne kadar zamandır böyle bilmiyorum. ama televizyonda anime izleme imkanı bulduğuma sevindim. ve fark ettim de eğer bir sene önce olsaydı ve tvde narutoyu görseydim, muhtemelen ilgilenmezdim. hatta belki de görmüşümdür.. 
dediğim gibi 1 sene öncesine kadar animenin ne olduğunu bilmiyordum. sonra bir gün death note'u izledim. zaten çoğu kişi de böyle başlamıştır. death note'u nerden duyduğumu ise bilmiyorum. emin değilim. ama onun popülaritesine çok şey borçluyum. şimdi bile birilerine animeyi sevdirmek istediğimde death note'u öneriyorum. (pek dinleyen olmuyor gerçi). 
gel gelelim death note'dan sonrasına ki burası animelerin hayatınızdaki yerini belirlemekte çok daha önemlidir bence. çünkü death note'a benzer anime bulmak kolay değil ve henüz diğer anime türleri hakkında da pek bir bilgi yok. dolayısıyla bir shounene denk gelip fazla çocuksu bularak bırakmak olası.
 ben ne izleyeceğime karar vermek için animelerin puanlarına ve yorumlarına bakmıştım. sonuçta 2 . izleyeceğim anime olarak  fulmetal allchemist'i seçtim. simyayla ilgili olması cezbetti tabii. şimdi baktığımda daha çocuksu geliyor ama iyi bir seriydi fma. etkileyici bölümler içeriyordu. mesela 1. serinin 7. bölümü (kimera olanı) hala aklımdadır. 
daha sonra cowboy bebop, samurai champloo, gto ile devam ettim. ve sonra da one piece'e başladım ki cesaret ister yaklaşık 500 bölüm. yaz tatiline denk gelmesi ile fazla uzun sürmedi bitirmem. zaten eğlenceli bir seriydi özellikle seslendirilmesi çok başarılıydı. 
one piece'den sonra bleach'e başladım. ben başladığımda yaklaşık 300. bölümlerdeydi ama filler bölümleri atlayarak gidince çok da sıkıcı olmadı. yan karakterleri iyi tasarlanmış ve güzel müzikleri olan bir seriydi. soul society arkına kadar seri olarak da iyiydi aslında bleach ama sonra kendini tekrarlamaya başladı. ama hala bazen son bölümlerinden açıp izliyorum. 
daha sonra animelerin farklı türlerini denemeye karar verdim. ouran high school host club, lovely complex, nana gibi yaklaşık 20 tane shoju türde anime izledim. bunlarla ilgili sonradan uzun yorumlar yazarım muhtemelen. bu arada sadece arka arkaya shoju izlemiyordum tabii. aralarda izlediğim kült denebilecek bazı yapımlar da var ki çoğunu 1den fazla kez izlemişimdir. monster, lain, ghost in the shell, slam dunk..... ki bu arada slum dunk'ın mangasından farklı bir sonla bittiğini öğrendiğim için kaldığım yerden itibaren mangasından devam ettim ve böylece ilk kez manga okumuş oldum. sonra monster'ı ve bir kaç shoju mangayı da okudum. one piece'i mangadan takip etmeye başladım. arkası geldi bir şekilde. özellikle yaoiler sayesinde ki kendisi junjou romantica'nın kapılarını açtığı yepyeni bir dünyadır. 
zamanla izlediğim anime sayısı 50'yi aştı ve izlemeyi düşündüğün 250 anime içeren bir liste de oldu.. artık animelerdeki  göndermeleri anlarım heralde diye düşünüp genshiken, lucky star gibi otaku içerikli animeler izledim. yeni şeyler öğretiyorlar.
3 boyutlu hayata döndüğümüzde de animelerin etkisi görülür oldu; insanın bakış açısını değiştiriyor, bazı önyargıları yıkıyor, normalde tuhaf olan şeyler gayet normal gelmeye başlıyor... 
daha gözle görülebilir etkilerden biri ise japoncaya aşina oluyorsunuz. mesela geçenlerde bir grup japon turistle yarı japonca yarı ingilizce sohbet ettik. güzel bir gündü. 
ayrıca ben mangalar sayesinde ingilizceyi de ilerlettim. hatta bazen manga okurken ders çalışıyorum diyorum.. 
ama şimdiye kadar kimsenin animelerle ilgilenmesini sağlayamadım. tek başardığım, herkesin benim anime denen birşeyleri sevdiğimi bilmeleri oldu. ama eminim ki eğer 1 sene sonraki üniversite sınavında çuvallarsam bu bilgilerini bana geri ulaştıracaklardır.. 

4 Mart 2012 Pazar

anime müzikleri

animelerde geçen sevdiğim müzikleri toplamaya çalıştım. mp3'ümde geniş bir yer kaplamaya başladılar. bleach ve nana ağırlıkta olmak üzere işte şu ana kadarki favorilerim;

1) NANA trapnest starless night 


2) NANA endles story

3) bleach opening 6

4) bleach life is like a boat

5) samorai champloo obokuri eeumi

6)duvet lain

12 Kasım 2011 Cumartesi

lovely complex

kısaca lov com da denilen shoju bir animeden bahsediyoruz. türünün özelliklerini taşımasına rağmen bazı klişelere düşmediği için takdirimi kazandı. üstelik izlemesi çok zevkli ve sıcak bir atmosferi var. yine de anime bittikten sonra kendi okul hayatınızın neden bu kadar basit olmadığını sorgulayabilirsiniz. ama rahat olun onlara imrenmek sadece doğal bir tepki..


şimdi de sadece animeyi izleyenlere bir anlam ifade edebilecek olan eleştirilerime geçelim;
otami adlı cüce karakteri biraz daha tanıtsalar iyi olurdu rose un görüş açısından izlerken animenin yarısı boyunca rose un otaminin peşinden gittiğini görüyoruz ama otami neden bu kadar katı anlayamadan ondaki hisslerin gelişimini görmeden ona sinir olmaktan başka  bir şey yapamıyoruz.  rose un çocukluk arkadaşı değiik güzel bir karakter. asıl bahsetmek istediğim konunun göze batırılmadan işlenmesi yani rose aldattığı için onu terk etmiş görünürken başka nedeni olduğunu rose un anlaması çok farklı bir seviyede olduğunu gösteriyor bu animenin. çünkü normal bir dizide aynı klişe bir sahne çok faklı sonuçlanırdı ve bu çok saçma da olsa bunda ısrar ederlerdi. bölüm sayısı uzardı. ordaki davranışından dolayı otamiye ısındım biraz. ama asıl rose sınavlara hazırlanmasına yardım etmesiyle pes etmemesiyle en büyük davranışları sahiplenmiştir evet ve şu sınavlara karşı tutumuna da imrendim kesinlikle çakışmayı ve test çözmeyi sevmiyorum bu yüzden üniversteye gitmeyeceğim dedi diğeri ise kazanınca sevindirdi. son on dakikasından geleceği falan gösterseydi herkesin nerde olduğunu iyi olurdu ama manga devam etmiş animeden sonra zaten. bir günde izledim hepsini. hoş bir anime güldürüyorda bazen ama eksiklikleri de olmasaymış keşke.